Nedenleri

Etiketler

Tedavileri

Prostat Hastalığı Nedir ? Tamamen Nasıl Kurtulunur ?

Hastalığın Tedavisi-Nedir-Sebepleri-Videosu izle 28 Temmuz 2009 Salı 0 yorum

PROSTAT KANSERİ

Herbalist Atabay Güveloğlu,prostat kanserlerini ameliyata gerek kalmadan,özel hazırladığı bitki özleri kokteylleri ve diğer bitkisel maddelerden oluşan terkipleri ile ikişer aylık üç dönemde hücre ve kitle bazında temizleyerek kalıcı tedaviler sağlamaktadır.Mutlaka uygulamanızı öneriyoruz... -


PROSTAT KANSERİ NEDİR VE BU SORUNDAN TAMAMEN NASIL KURUTULABİLİRSİNİZ?

Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.Erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.Yine Amerika'da her yıl 200.000 yeni hasta ve 38.000 ölüm saptanmaktadır.
Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.
Prostat mesanenin altında, rektumun önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde birbezdir.
Prostat ejekulasyon esnasında spermin dışarı atılması için gerekli akışkan sıvının ve enzimlerin 1/3 ünü salgılar. Ejakulatın içinde yer alan sperm testislerde yapılır, vas deferens adı verilen tüpler tarafından taşınır. Bu esnada prostattan bu katkı maddelerini alır ve penise ulaşarak dışarı atılır. Prostatın arkasında ki seminal kabarcıklar bu akışkanın yapıldığı yerdir. Prostata direkt teması ve yakınlığından dolayı kanser bu seminal kabarcıkları ve prostatı saran kapsülü de etkileyebilir. Bu durumda ameliyat kanseri yok etmek açısından pek faydalı olamayabilir. Rektuma olan komşuluğundan dolayı Rektal muayene prostat hakkında fikir verebilen iyi bir muayene usulüdür.

NEDENLER Prostat kanserinin sebebi henüz bilinmemektedir. Ancak bazı faktörlerin kansere yakalanma riskini arttırdığı bilinmektedir.
Birinci faktör ailede prostat kanseri hikayesinin bulunmasıdır.Babasında veya kardeşinde prostat kanseri bulunan bir kişinin kansere yakalanma riski iki katartmaktadır.
Yaşlı kişiler daha büyük risk altındadırlar.Prostat kanseri tanısı konmuş kişilerin 3/4 ü 65 yaş ve üzerindedir.
Afrikalı-Amerikalılarda daha sık görüldüğü söylenmektedir.
Prostat kanseri ile erkeklik hormonu arasında bir ilişki olduğu sanılmaktadır.Kısırlaştırılmış erkeklerde prostat kanserinin görülmemesi buna delil olarak gösterilmektedir.
Östrojen hormonu (kadınlık hormonu) kan seviyelerinin yükseldiği ağır karaciğer hastalıklarında prostat kanseri riski azalmaktadır.
Çevresel faktörler riskin artmasında rol oynar. Asyalı lar prostat kanseri riski açısından daha şanslıdırlar. Japon erkeklerinde prostat kanseri görülme riski Amerikalı'lardan yaklaşık 40 kez daha azdır. Ancak ilginç olan konu Amerika'ya göç etmiş Asyalılarda riskin arttığı görülmüştür. Bu da çevre ve beslenme faktörlerinin önemini göstermektedir.

BELİRTİLER Prostat kanseri genellikle ileri aşamalarına kadar bulgu vermez. İyi bir doktor muayenesi ve Prostate Specific Antigen (PSA) adı verilen bir kan tahlili ile genellikle bulgu vermeden önce erken evrelerde tanısı konulabilir.
İleri evrelerde ise prostat bezinin büyümesine bağlı idrar yapamama, idrar veyasemen sıvsında kan görülmesi gibi bulgular verebilir. Ayıca ağrı ve empotansgibi bulgular da verebilir.
Hastalığı önlemenin kesin yolları bilinmemekle birlikte sağlıklı yaşam içingerekli genel kuralları ( egzersiz ve düşük yağlı diyet) uygulamak yararlı olabilir
TANI Prostat muayenesi rektal tuşe ile yapılır. Rektumdan yapılan muayenede prostat kenarları düzensiz ve noduler olarak ele gelir.
Prostate Specific Antigen (PSA) testinin bulunmasi ile prostat kanseri tanisinda yeni bir çag açilmistir. Bu test ile kanser henüz bulgu vermedigi çok erken asamalarda dahi taninabilmektedir.
Prostate Specific Antigen (PSA) prostat bezi tarafindan yapilan ve semen sivisinin yapisinda olan küçük bir protein molekülüdür. Bu molekül normalde kanda ya hiç bulunmaz veya çok düsük seviyelerde bulunur. Ancak prostat kanserlerinde PSA nin kan düzeyleri çok yükselir. Bazı kanser dışı durumlarda da PSA da yükselmeler görülürse de bunlar küçük düzeylerde ve geçici yükselmelerdir. Bu durumları ayırt edebilmek için PSA dayükselme saptayan doktor tekrar test isteyebilir. 4-10 ng/ml arasında çıkan ortadüzeydeki PSA seviyeleri üroloji konsultasyonu gerektirir. 10 ng/ml üzerindekiseviyelerde ise ürolojist tarafından biopsi konusunda değerlendirilmelidir.
Prostat Kanserlerinin % 5-10 kadarında PSA yükselmeyebilir. Bu sebeple rektal muayene ve PSA tanıda tamamlayıcı rol oynar. Sadece biri yeterli olamaz.Bu yöntemlerden herhangi birinde prostat kanseri şüphesi olursa Ürolog Doktorunuz biopsi isteyebilir. Biopside ultrason eşliğinde rektumdan prostata bir cins iğne ile girilerek mikroskop ta incelenmek üzere parça alınır. Kanser tanısı konulursa kanserin ilerleme derecesi Gleason Score ile evrelendirilir.Bu skala doktorunuzu hastalığın gidişi, tedavisive ne kadar yayıldığı hakkında bilgilendirir. 10 en yüksek evredir ve hastalığın kötü olduğunu gösterir.PSA düzeyindeki yüksekliklerde hastalığın evresi hakkında fikir verebilir. Genellikle 6 ve üstü Gleason scoru ve 20-30 ng/ml PSA seviyesi kanserin prostat bezi dışınada yayıldığını gösterir.

Kanser aynı zamanda klinik evrelemeye de tabi tutulur. Klinik evrelemede çeşitliyöntemler kullanılır. En çok kullanılan T1-T4 evrelemesinde:

  • T1-T2 de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
  • T3 de yakın dokulara da metastaz (yayılım)yapmıştır.
  • T4 de ise uzak organlara da yayılım vardır.
Eski ancak hala kullanılan bir sistem de ise:

  • Evre A ve B de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
  • EvreC de yakın dokulara da metastaz (yayılım) yapmıştır.
  • Evre D de ise kemik gibi uzak organlara da metastaz yapmıştır.
Doktor bunlardan başka uzak metastazları da araştırmak için kemik taramaları,röntgen, MR, BT gibi tetkikler isteyebilir.
ŞU ANDA UYGULANAN KLASİK TEDAVİSİ Tedavide hastanın yaşı, kanserin ilerleme düzeyi, hastanın genel sağlık durumu, gibi çeşitli etmenler göz önünde tutulur.
Radyasyon Tedavisi (Dışarıdan Işın Tedavisi): Sadece prostatta sınırlı kalmışkanserlerde ameliyat ve radyasyon tedavisi eşit iyileşme sağlar. Son 20 yıldır geliştirilen radyoterapi tetkikleri komplikasyonları en aza indirmiştir.Genellikle iki ay boyunca günlük dozlarda radyasyon verilir ve iyi tolere edilir.Anestezi ve hastanede yatmayı gerektirmez.Ağrı hissedilmez. Herbir tedavi sadecebirkaç dakika sürer. Tedaviden sonra hastalar günlük aktivitelerine devam edebilirler.
Radikal Prostatektomi: Prostat ve bağlı seminal kabarcıklar beraberce ameliyatla alınırlar.Bir kaç gün hastanede yatmayı gerektirir. Genel veya Lokal anestezi ile yapılır. Ameliyat sonrasında bir miktar sonda taşımak gerekebilir.Radikal Prostatektomi de amaç kanserli dokunun tamamını alabilmektir. Eğer bu başarılabilirse o zaman başka tedaviye gerek duyulmaz. Ancak bazen açıldıktan sonra kanserli dokunun prostat dışında lenf bezlerine veya çevre dokulara da genişlemiş olduğu görülebilir. Böyle durumlarda kanserli dokunun tamamı alınamaz ve ameliyat sonrası radyasyon tedavisine ihtiyaç duyulabilir.
Radyasyon Tedavisi (Brachytherapy): Dışarıdan verilen radyasyon tedavisi de radikal prostatektomi de hastalarda ereksiyon yeteneğini sınırlarlar. Bunu engellemek için Brachytherapy adı verilen bir radyasyon tedavisi yöntemi kullanılır. Karın içine leğen kemiğinin dibine, rektumun önüne, testislerin gerisine konan metal kateterler ile radyoaktif madde öldürülmek istenen kanserli dokuya verilir.Böylece çevre dokulara verilecek ışın dozu azaltılarak ereksiyonu sağlayacaksinir ve damarlarda daha az hasar neden olunur.Çok sık uygulanan bir tedaviseçeneği değildir.
Hormon Tedavisi: Kanser prostat dışına da yayılmışsa genellikle hormonal tedaviuygulanır. Hormon tedavisinin hedefi testislerden erkeklik hormonu salınımını baskılamaktır. Çoğu zaman erkeklik hormonunun baskılanması ile prostat kanserindekigelişme durdurulabilir. Bu tedavinin en kolay ve en hızlı yolu testislerin alınmasıdır. (kastrasyon, kısırlaştırma) Ancak genellikle günlük ağızdan alınan ilaçlar yada aylık veya 3 aylık enjektabl ilaçlar bu tedavide terch edilir.

Prostat Hakkında Merak Ettikleriniz

Hastalığın Tedavisi-Nedir-Sebepleri-Videosu izle 0 yorum

Prostat Hakkında Merak Ettikleriniz
Prostat erkek üreme sisteminin bir parçasını oluşturan bir salgı bezidir. İdrar torbasının hemen altında idrar yolunu çepeçevre sarar ve asıl görevi orgazm sırasında meni sıvısını oluşturmaktır.
Prostat bezi yaşla birlikte büyümeye başlar ve altmış yaşın üzerindeki erkeklerin yaklaşık yarısında, idrar yolunda deformasyon ve daralmaya yol açar. Bu da idrar yapma sırasında değişik şikayetlere neden olmaktadır. İyi huylu prostat büyümesinin (BPH), idrar yapma alışkanlıkları, cinsel aktivite ya da beslenme ile bir ilişkisi yoktur.
Büyüme dışında prostattan kaynaklanan bir çok hastalık vardır. Bunların bir kısmı herhangi bir şikayete neden olmazken, bir kısmı ise prostat büyümesi ile benzer bulgulara yol açmaktadır.
Prostat büyümesi sonucunda idrar yolunda daralma meydana gelir.
Prostatın enfeksiyon hastalıkları çoğu kere ilaç ile tedavi edilebilmektedir. Prostat kanseri ise diğer tüm habis hastalıklarda olduğu gibi erken teşhis ve tedavi edilmesi gereken farklı bir hastalıktır. Bu nedenle 50 yaşın üzerindeki bütün erkeklerin, şikayeti olsun ya da olmasın bir üroloji uzmanına başvurarak gerekli tıbbi incelemeleri yaptırmaları şarttır.
BPH bir kanser değildir ve kansere dönüşmez, ancak kanserle birlikte bulunabilir.
Belirtileri Nelerdir?
Prostat büyümesinin (BPH) belirtileri, idrar yolunda tıkanma ve irritasyona bağlı olarak iki farklı grupta değerlendirilir:

Tıkanma Belirtileri:
·
İdrara başlamada duraklama
· Akış hızında yavaşlama
· İdrar yaparken zorlanma
· İşeme zamanının uzaması
· İşeme sonrası rahatlayamama
· Hiç idrar yapamama

İrritasyon Belirtileri:
·
Acil idrar yapma isteği
· Sık idrara çıkma
· Gece idrara kalkma
· İdrar kaçırma

Tıkanmanın oluşması ile birlikte mesane, daralan idrar yoluna rağmen akımı sağlamak için daha güçle kasılmaya başlar. Ancak bir süre sonra kasılma ve genişleme yeteneği azalır ve idrarın tamamını boşaltamaz hale gelir. Mesane içerisinde kalan idrar zamanla enfeksiyona ve hatta taş oluşumuna yol açar.
Tıkanma giderilmez ise, böbreklerden idrar akımını sağlayan kanallardaki bası sonucu böbreklerde de geçici veya kalıcı hasar oluşabilir.
Teşhis Nasıl Koyulur
Doktorunuzla yapacağınız ayrıntılı bir görüşmenin ardından böbrek fonksiyonları ve prostatınızın doku yapısı hakkında fikir edinmek amacı ile idrar ve kan analizleri yapılır.

Bu analizlerden birisi de kanda PSA (prostat spesifik antijen) düzeyinin ölçümüdür. PSA prostat kanseri tanısının konulmasında kullanılan yardımcı bir testtir ve 50 yaşın üzerindeki her erkekte bu test yapılmalıdır.
Rektal Muayene
Rektumdan (anüs) parmak yardımı ile muayene edilme yöntemidir. Bu muayene ile prostatın büyüklüğü, yapısı ve mevcut diğer hastalıkların varlığı anlaşılabilir.

Ürodinamik İnceleme
Ürodinami cihazı ile idrar akımı hızı ve bunun mesane basıncı ile ilişkisi, mesane kapasitesi, işeme sonrasında mesanede kalan idrar miktarı gibi birçok bilgi elektronik olarak kaydedilir. İşlem basit, kısa süreli ve güvenilirdir.

Rektal Ultrasonografi
Prostatın büyüklüğü, doku yapısı ve çevre organların durumu ile ilgili, yakın plandan objektif bulgu edinilmesini sağlayan bir yöntemdir. Parmakla muayene metodunda olduğu gibi yaklaşık bir parmak inceliğinde aletin, rektum içerisine konularak ses dalgaları ile görüntü alınması esasına dayanan bu yöntem, şüpheli durumlarda eş zamanlı olarak prostattan iğne ile biyopsi alınmasına da olanak sağlar.

edavisi Nedir?
Şikayetlerinizin ayrıntılı olarak değerlendirilmesinin ardından, belirtilerin süresi, şiddeti ve yaşam kalitesi üzerindeki etkileri göz önüne alınarak hafif, orta ve ağır olmak üzere bir skorlama yapılır.
İzleme
Hafif dereceli grupta herhangi bir tedavi uygulanmayabilir. Bu süreçle 6 aylık veya yıllık kontroller yapılır. Diyet ayarlanır, ağız fiziksel aktivite, yorgunluk ve soğuktan kaçınılması önerilir.

İlaçla Tedavi
Orta dereceli yakınması olan hastalar ilaçla tedavi edilirler. Bu grupta hormonal veya diğer ilaçlar kullanılır. Olumlu bir etki görülebilmesi için tedavinin en az 4-6 ay kullanılması gereklidir.

Hangi hastalarda ilaç tedavisi kullanılmaz?
·
Hiç idrar yapamama öyküsü bulunan hastalar,
· İşeme sonrası mesanede fazla miktarda idrar kalıntısı olanlar,
· Böbrek yetmezliği mevcut olanlar,
· Tekrarlayan kanlı idrar yapma öyküsü olanlar,
· Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olanlar,
· Mesane taşı olan hastalar,
· Prostat kanseri şüphesi bulunan hastalarda ilaçla tedavi yöntemi kullanılmaz.

Cerrahi Tedavi
İleri derecede yakınması olan hastalar ve yukarıda bahsedilen özellikleri taşıyanlar için cerrahi tedavi seçenekleri düşünülmelidir. Prostatın cerrahi olarak çıkarılması genel olarak iki farklı yöntemle yapılır;

Açık Cerrahi Yöntem
Bu yöntemle karın alt tarafından yapılan bir kesi ile prostat tek parça halinde çıkartılır. İleri derecede büyümüş prostatlarda ve birlikte mesane taşı bulunan hastalarda genellikle bu yöntem seçilir. Genel veya bölgesel anestezi altında uygulanabilir. Hastanede kalış süresi 7-8 gündür.

Kapalı Cerrahi Yöntem TUR (Trans Uretral Rezeksiyon)
Daha küçük prostatlarda tercih edilen bir yöntemdir. Optik bir aletle idrar yolundan girilerek prostat küçük parçalar halinde çıkarılır. Kesi ya da dikiş gerektirmez. Genel veya bölgesel anestezi altında uygulanabilir. Hastanede kalış süresi 2-3 gündür. Günümüzde prostat cerrahisinin %90’ı bu yöntemle yapılmaktadır.

Lazer Tedavisi
Son yıllarda lazer teknolojisinde en son gelişme olarak değerlendirilen “Holmium Lazer” ile prostat tedavisi TUR kadar etkilidir. Emniyetli ve çabuk iyileşme sağlayan bu yöntemde kanama oranı diğer yöntemlere göre daha azdır. Ayrıca diğer ameliyatlarda değişik oranlarda görülebilen kısırlık ve iktidarsızlık riskini ortadan kaldırmaktadır. Genel veya bölgesel anestezi altında uygulanabilir. Hastanede kalış süresi 0-1 gündür.

Prostat Nedir? Belirtileri , Tedavi Yöntemleri

Hastalığın Tedavisi-Nedir-Sebepleri-Videosu izle 0 yorum


Prostatit, erkeklerin sıkça karşılaştığı bir prostat problemidir. Genital veya üriner problemlerle doktora giden her 10 erkeğin 4’ünde nedenin prostatit olduğu düşünülmektedir.

Prostatit, prostat bezi inflamasyonu için kullanılan genel bir terimdir. İnflamasyon enfeksiyon veya bezi irrite eden başak bir faktöre bağlı olabilir. Hastalığın kesin tedavisi için kesin teşhisi şarttır. Prostatit 3 şekilde ortaya çıkmaktadır:

1.Kronik non-bakteriyel prostatit:
Çoğu erkekte görülen prostatit tipi budur. Tanı ve tedavisi en zor olan tiptir. Hastalığı tamamen ortadan kaldırmaktan ziyade semptomların rahatlatılması ana amaç olmalıdır. Belirtileri Sık idrara çıkma, Ani veya zorlu idrar yapma durumu, İdrar yaparken ağrı veya yanma, Nokturi, Sırtın alt kısmı veya genital bölgede ağrı, Azalmış idrar akımı, Ara ara semende kan görülmesi, Ağrılı ejakülasyon, Hafif ateş, Rekürren mesane enfeksiyonu şeklinde olmakla beraber doktorunuz idrarınızda veya prostat bezi sıvınızda bakteri tespit edemez. Ancak idrar örneklerindeki lökositler inflamasyon varlığını işaret eder. Nedeninin bilinmiyor olması tanı ve tedavisinin zor olmasına yol açmaktadır.

İnflamasyonu tetiklediği düşünülen faktörlerden bazıları:
-Seksüel aktivite: Üretrit veya cinsel yolla geçen gonore, klamidya gibi bir enfeksiyonu olan seksüel olarak aktif genç erkeklerde daha sık gelişir. Bazı erkeklerde cinsel ilişki sıklığının azalması iyileştirici bir faktör olabilir.
-Anksiyete veya stres: Bu durumlar idrar akımını kontrol eden üriner sfinter kasının kasılmasına neden olur. Bu kaslar, mesane ve rektumu destekleyen pelvik taban kaslarıdır. Kasılmalar, kasların düzenli gevşemelerini önler ve üretradaki idrarın prostata geri dönüp bez dokusunu irrite etmesine neden olur.
-İdrarı bitirme ve yeniden başlama: Bazı erkekler idrar yaparken sık sık durup tekrar başlarlar. İdrar akımını durdurmak üretradan prostat geri idrar kaçışına neden olur ve bu da prostatı irrite eder.
-Ağır Kaldırma: Mesane doluyken ağır kaldırma idrarın prostata geri kaçışına neden olur.
-Meslek: Kamyon şoförlüğü gibi meslekler bu enfeksiyonla ilişkili olabilir.
-Bazı aktiviteler: Bisiklete binme veya jogging gibi aktiviteler bezi irrite edebilir.

2.Akut bakteriyel prostatit:
Hastalığın en az yaygın fakat en ciddi formudur. Ciddi ve sıklıkla ani belirtilere neden olan prostat bezi enfeksiyonu nedeniyle oluşur. Belirtileri:
-Ateş
-Üşüme
-Grip benzeri durum
-Sırtın alt kesimi ve genital bölgede ağrı
-İdrar yaparken ağrı ve yanma
-İdrar yapma güçlüğü ve azalmış idrar akımı
-İdrar yapma esnasında mesaneyi tam boşaltamama hissi
-Sık ve acil idrar yapma ihtiyacı
-Kanlı idrar
-Ağrılı ejakülasyon

Üriner trakt veya kalın barsaklarda sık bulunan bakteriler prostatitin bu tipinden sıklıkla sorumludur. Eğer semptomlarınız ciddiyse iyileşene dek birkaç gün hastanede kalmanızı gerektirebilir. Çünkü akut bakteriyel prostatit idrar yapamama ve kan dolaşımına enfeksiyon yayılması (bakteriyemi) gibi ciddi problemleri içerebilir. Bir doktora görünmenizi gerektirecek kadar önemlidir.

3.Kronik bakteriyel prostatit
Bu durum da bir bakteriyel enfeksiyon nedeniyle olur.Her ne kadar akut prostatin aksine semptomlar tipik olarak yavaş gelişse ve daha az ciddi olsa da belirtileri kronik non-bakteriyel prostatit ile hemen hemen aynıdır. Kronik bakteriyel enfeksiyona neyin neden olduğu açık değildir. Akut bir enfeksiyon gibi üriner traktınızdaki bakterilere bağlı olabilir.Diğer nedenler mesane veya kan enfeksiyonuna bağlı olabilir. Enfeksiyon travmayı veya genellikle kateter gibi bir enstrümanın üriner traktınıza sokulmasını takip edebilir. Doktorların üriner kateter sonrası rutin olarak antibiyotik yazmalarının nedeni budur. Bazen prostat bezinde kalsifiye taşlar oluşup bakterileri çekebilir. Nadiren enfeksiyon bakterilerin toplanacağı bir alana neden olan altta yatan bir prostat strüktürel defektine bağlı olabilir. Prostatitin bu formu genellikle kroniktir çünkü enfeksiyonun temizlenmesi güçtür. Alınan antibiyotiklerin prostat dokularına penetre olmaları uzun zaman gerektirir.

Sizinki Hangi Tip?
Prostatit tanısındaki en önemli iki adım benzer semptomlara neden olan diğer durumların ekarte edilmesi ve hangi tip prostatitiniz olduğunun saptanmasıdır. Bunun için geçmiş medikal tedavileriniz, geçirdiğiniz enfeksiyonlar, cinsel yaşamınız ve aile hikayenizle ilgili inceleme yapılacaktır.Bununla beraber fizik muayene ve rektal digital muayene de yapılacaktır. Digital muayene sırasında doktorunuz prostat bezinden sıvı alabilir. Bunun için bezinizi güçlü bir şekilde ovacaktır ve sıvınızın üretraya akmasını sağlayacaktır. Bu sıvı enfeksiyon veya inflamasyon bulguları açısından mikroskop altında incelenecektir. Bu prosedür prostat masajı veya stripping olarak adlandırılır. Bakteri ve lökosit araştırması için bir idrar örneği gerekir. Lökositler inflamasyonu, bakteriler enfeksiyonu gösterir. İdrar testiniz her ikisi için de pozitif ise bakteriyel prostatitiniz vardır. Eğer lökosit var ve bakteri yoksa bu nonbakteriyel formdur. Bakteri veya lökosit yoksa semptomlarınız başak rahatsızlıklarla ilgilidir.

Tedavi Yolları:
Medikal Tedaviler:
-Antibiyotikler: Tüm prostatit tiplerinde antibiyotikler geleneksel olarak ilk tercihdir. Enfeksiyona neden olan spesifik bakteri tipi saptanana kadar doktorunuz size geniş spektrumlu bir antibiyotik başlayacaktır. Antibiyotiğin kullanım süresi enfeksiyonun ilaca verdiği yanıta göre değişir. Akut bir prostatitte birkaç haftalık bir tedavi yeterlidir. Diğer yanda kronik non bakteriyel form dirençli olup tedavi süresi uzundur, bazen tedavi edilemeyebilir. Ek olarak ilaçlar kesilince relapslar görülebilir. Relaps olursa enfeksiyonu kontrol etmek için günlük düşük doz antibiyotik kullanımı gerekebilir. Her ne kadar nonbakteriyel prostatitte enfeksiyonlar neden olmasa da doktorunuz semptomları azaltmak için birkaç haftalık antibiyoterapi verebilir.

-Alfa Blokörler: Zor idrar yapma şikayetiniz varsa bu durum üriner sistemdeki bir obstrüksiyona bağlı olabileceği için doktorunuz alfa blokör başlayabilir. Bu ajanlar mesane boynu ve prostatı rahatlatabilir.

-Ağrı Kesiciler: NSAID ajanlar veya asetaminofen ağrı ve rahatsızlığı azaltabilir. Ancak yan etkiler açısından doz ayarlaması doktorunuz tarafından yapılmalıdır.

Fizik Tedavi:
Alt pelvik kasları gerip gevşetmek bazı erkeklerde semptomları azaltabilir. Hangi egzersizlerin ne kadar uygulanması gerektiğine karar vermek için bir fizyoterapiste ihtiyaç vardır. Diatermi tedavide kullanılabilir. Bu uygulama kas dokusunu ısıtmak ve onları daha rahat gevşer hale getirmek için elektriksel akım kullanır.


Terapistiniz biofeedback gibi diğer teknikleri kullanabilir. Biofeedback size kaslarınızı gevşetmenizi sağlayacak bir teknolojidir. Bir biofeedback seansında terapist size elektrotları uygular ve vücudunuzun başka yerlerinde alıcılar yerleştirmiştir. Elektrotlar bir monitöre bağlıdır ve kas gerginliği gibi vücut fonksiyonları hakkında feedback verir. Terapistiniz bu sırada sizi rahatlatmak için relaksasyon teknikeri uygular. Doktorlar, fizyoterapinin prostatitte nasıl faydalı olduğundan emin değildir. Bazı erkeklerde sıkı veya irrite olmuş kasların durumdan sorumlu olabileceğini düşünürler.

Sitz Banyoları:
Çoğu erkekte bu banyolar ağrıyı azaltır, pelvik ve alt abdominal kaslarda gevşemeye neden olur. Alt vücut yarısını suya sokarsınız. Doktorunuz size ayda iki üç kez 30 dakika oturma banyosu önerecektir.

Prostat Masajı:
Prostat masajı enfeksiyona neden olabilecek konjesyonu azaltır. Ayrıca antibiyotiklerin enfekte dokulara daha derin penetrasyonunu sağlar.

Seksten Soğudunuz mu ? - Kadın Cinselliği

Hastalığın Tedavisi-Nedir-Sebepleri-Videosu izle 0 yorum

Bunun için sekse renk katacak, cazip kılacak yöntemler uygulamalısınız...

Her defasınd
a eşinizi bahaneler bularak uyutmaya çalışıyorsunuz. Çiftler arasında yaşanan bu sorun cinsel soğukluk olarak adlandırılıyor. Sorun çok önemli çözülemeyecek bir problem değil. Nedenleri kesin olarak bulunduğunda, çözümü çiftlere kalıyor.

Çalışma hayatının etkisi
Çalışan bir kadınsınız ve iş ortamınızda oldukça gergin saatler yaşıyorsunuz. Eve geldiğinizde doğal olarak iş yaşamında yaşadıklarınız özel hayatınıza yansıyor. Bu nedenle seks yapmaktan vazgeçmiş olabilirsiniz. Ya da çalışmıyorsunuz, çocuklarınız var ve bütün gün evle uğraşıyorsunuz, bu monotonluk da sizin seksten soğumanıza neden olabilir. İlk önce beyninizde sizi meşgul eden kötü düşünceleri bir kenara atın, kendinizi sevdiğiniz erkeğin kollarına bırakın.

Aynı şeyleri yapmayın
Belki de partnerinizle birlikte aynı pozisyonda aynı şeyleri yapmaktan bıktınız. O zaman ilişkinize heyecanlar katın, eşinizi de buna ortak edin. Küçük oyunlar oynayın, fantezilerinizi gerçekleştirin. Bu, ilişkinize renk getirecek, cinsel isteği karşılıklı olarak artıracaktır. Böylece seks daha eğlenceli bir hal alacaktır.

Adet dönemlerinde
Özellikle kadınlar adet dönemleri yaklaştıkça sinirli, asabi olurlar. Bazı günlerde hormonların etkisiyle seks istemeyebilirler. Bu doğaldır ve bunu aşmanız için spor yapmak en önemli etkendir. Bu dönemde kendinizi sekse beyin olarak hazırlayabilirsiniz. Örneğin; neler yapacağınızın hayalini kurarak, partnerinizi düşünür ve rahatlarsınız.

Doğum kontrol hapları
Doğum kontrol haplarının hormonlar üzerinde yaptığı değişiklikler nedeniyle olumsuz etkilenebilirsiniz. Bu haplar vajinanın kuruluğunu artırır ve cinsel isteksizlik ortaya çıkar. Bu nedenle doktor kontrolünde kendinize uygun bir hap kullanmalısınız.

Genital Hijyeni Korumanın 10 Kuralı - Adet Görme

Hastalığın Tedavisi-Nedir-Sebepleri-Videosu izle 0 yorum

Her ay gerçekleşen adet kanaması içerdiği proteinler nedeniyle bakterilerin çoğalması için çok uygun bir ortam oluşturur ve bu nedenle kadınlarda enfeksiyonlar en sık adet döneminde ortaya çıkar.

İSTANBUL - Genital hijyen kuralları hakkında bilgi sahibi olmak hem genital sistem hem de idrar yolu enfeksiyonlarından korunma açısından büyük önem taşır.

Kad ın genital sistemi cinsel ilişkiyle içeri giren bakterilerle sürekli “savaş” halindedir. Bunun yanında genital organların kalın bağırsakla yakın komşulukta olması buradaki bakterilere de vajinadan direkt bir giriş kapısı oluşturur.

Genital sistemin idrar yolu ile yakın komşuluğu bölgede uretra (idrar borusu) yoluyla mesaneye direkt bir geçiş sağlar.

Normal şartlarda vajinanın mükemmel savunma mekanizması ve uretradan mesaneye geçişi zorlaştıran kapak mekanizması sayesinde bakterilerin genital bölgede ve idrar yollarında enfeksiyon yapması engellenir.

Her ay gerçekleşen adet kanaması içerdiği proteinler nedeniyle bakterilerin çoğalması için çok uygun bir ortam oluşturur ve bu nedenle kadınlarda enfeksiyonlar en sık adet döneminde ortaya çıkar.

Genital hijyen kuralları hakkında bilgi sahibi olmanız hem genital sistem hem de idrar yolu enfeksiyonlarından korunmanız açısından son derece önemlidir.

Vajinanın dostu: Laktobasiller

Vajinanın diğer organlara göre en önemli farklılıklarından biri bölgenin zararlı bakterilere karşı savunmasında bizzat bakterilerin görev almasıdır. Laktobasil adı verilen ve asit ortamda üreme özelliği olan bakteriler vajinanın içinde enfeksiyon yapabilecek diğer bakterilerin çoğalmasına engel olurlar. Bu amaca yönelik olarak vajina duvarında yer alan hücreler içerisinde östrojen hormonu sayesinde depolanan glikojen (glikojen, glikoz adlı şekerin depo şeklidir) önce şekere sonra laktik asit adı verilen bir asit maddeye dönüşür. Bu asit madde vajinanın asit ortamının devamını ve laktobasillerin çoğalmasını sağlar.

Herhangi bir nedenle laktobasiller azaldığında (enfeksiyon yapıcı bakterilerin vajinayı işgal etmesi ve laktobasillere üstün gelmesi) vajinanın asit ortamı bozulur ve vajinada enfeksiyon kolaylaşır.

Herhangi bir nedenle vajinanın asit ortamı azaldığında (vajinaya uygun olmayan kimyasal maddelerin girmesi, östrojen üretiminin azalması nedeniyle glikojen depolarının azalması) laktobasiller azalır ve vajinada enfeksiyon kolaylaşır.

Genital hijyeni korumaya yönelik önerilerin bir çoğu vajinada laktobasil-asit ortam ikilisinin korunmasına yöneliktir. Genital hijyen kurallarını ezberlemek yerine bu ikiliyi aklınıza getirirseniz genital hijyen olgusunu çözmeniz kolaylaşacaktır.

1. Doktorunuz aksini önermedikçe vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini kullanmamalısınız.

Vajina kendini sürekli yenileyen bir organdır. Bu nedenle vajinanın içine bu maddelerin sokularak “temizlik” yapılmaya çalışılması anlamsızdır ve vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine neden olabilir. Bu ürünlerle dış genital bölgenizi temizlemenizde bir sakınca yoktur.

Genital bölgenin gereğinden fazla yıkanarak hijyen sağlanmaya çalışılması vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine katkıda bulunabilir.

2. Tuvalet sonrası temizlikte temizliğin önden arkaya (vajinadan anüse doğru yapılması) çok önemlidir. Temizliği anüsten vajinaya doğru yaptığınızda dışkıdaki kalınbağırsak bakterileri vajinaya ve buradan da idrar borusu yoluyla mesaneye bulaşabilir.

3.
Genital bölgenin kuru kalması önemlidir. Mantar ve diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremesi nedeniyle genital bölgenin kuru kalması önemlidir. İç çamaşırınızı günlük değiştirmek, naylon yerine pamuklu iç çamaşırları tercih etmek, dar pantolon, çorap ve iç çamaşırı kullanmamakla bunu sağlayabilirsiniz.

4. İlişki sonrasında ve diğer tüm zamanlarda idrar yapma ihtiyacı ortaya çıktığında ertelenmemelidir. İdrar ihtiyacı ertelendiğinde mesanedeki bakteriler enfeksiyon yapmak için “zaman” bulurlar. Halbuki idrar yapılması bakterilerin idrarla birlikte vücuttan atılmasını sağlar.

5. Tam hazır olunmadan (yeterli kayganlık oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır. Bu önlem mekanik tahrişe meydan vermemek açısından çok önemlidir. Gerekirse doktor önerisine göre kayganlaştırıcı ilaçlar kullanabilirsiniz.

6. Adet kanaması döneminde dikkat edilmesi gerekenler:

Adet kanaması döneminde olan kadına iş yaşamında, sosyal aktivitelerinde hareket serbestliği sağlaması, denize girebilme imkanı vermesi için üretilen vajinal tamponların kullanımında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta tamponun sık aralıklarla yenisiyle değiştirilmesinin ihmal edilmemesidir. Vajinal tamponu yerleştirdiğiniz andan itibaren kanla temas sonrasında bakteriler hızla çoğalmaya başlar.

Vajinal tamponlar uygun kullanıldıklarında vajinanın doğal ortamını bozmazlar. Ancak uzun süre vajina içinde kaldığında bu tamponlar vajinit sorununun gelişimi bir yana, hayatı tehdit eden enfeksiyonlara bile neden olabilirler.

Adet kanaması döneminde cinsel ilişkiyi yasaklamak için yeterli tıbbi neden olmamakla beraber, kendinizi bu dönemde yeterince rahat hissetmiyorsanız eşinize bu durumu iletmeli ve kanamalı dönemlerde ilişkiyi ertelemelisiniz.

Üst genital sistemi enfeksiyonlarının en sık adet kanaması döneminde gerçekleştiği düşünüldüğünden bu açıdan risk altında olan kadınlar (daha önceden geçirilmiş enfeksiyon, çok eşli yaşam veya eşin çok eşli yaşam sürmesi gibi) bu dönemde ilişkide bulunmaktan kaçınmalıdırlar.

7. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH) açısından risk altında olan biriyle cinsel ilişkiye girdiğinizde eşinizin prezervatif kullanmasını istemek sizin en doğal hakkınızdır. Bunu sağlayamayacağınızı düşündüğünüzde kadın prezervatifinden faydalanabilirsiniz

Unutmayın: Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) erkekten kadına daha kolay bulaşırlar.

8. Genital temizlikte dikkat edilmesi gerekenler:

Ağda ve jilet genital kılların giderilmesinde oldukça etkilidir. Lakin bu iki yöntem kıl köklerinin enfeksiyonunu kolaylaştırır ve genital bölgenin daha kolay tahriş olmasına neden olur. Genital bölge için geliştirilmiş aletlerden faydalanmak veya makas kullanmak özellikle genital bölgeleri enfeksiyona ve tahrişe duyarlı kadınlarda daha iyi bir seçenek olabilir.

9. Tuvalette alınması gereken önlemler:

Klozet kapağının üzerine serilen tek kullanımlık kağıtlar ülkemizde de giderek yaygınlaşmakta ve hatta büyük marketlerde bu kağıtlar herkesin cebinde taşıması için uygun bir şekilde paketlenmiş olarak satılmaktadır. Bu kağıtları mutlaka kullanmalısınız.

Tuvaletlerde diğer bir sorun da tuvaletin içindeki kirli suyun sıçrayarak genital bölgeye değmesidir. Bunu önlemek için kirli suyun üzerini tuvalet kağıdıyla kaplayabilirsiniz. Bunu yapmak mümkün olmadığında dezenfektan madde içeren “mavi su verici tabletlerden” faydalanabilirsiniz.

10. Her kadın düzenli olarak jinekolojik muayeneden geçmeli ve belirti ve bulgulara duyarlı olmalıdır. Kadınlar hiçbir sorunları olmasa dahi yıllık jinekolojik muayene için başvurmalıdırlar. Bu, belirti vermeyen veya geç belirti veren hastalıkların tanı ve tedavisi açısından çok önemlidir.

Egzama

Hastalığın Tedavisi-Nedir-Sebepleri-Videosu izle 0 yorum

Egzama, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ve deride kızarıklık, şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen daha çok psikosomatik nedenli deri hastalığı. Başlıca özelliği, kızarık deri üzerinde beliren kabarcıklardır. Akut, kronik, yaş ve kuru egzama gibi türleri vardır.

Egzama çeşitleri

Kenarlı hebra egzaması
Apış arasında ve uylukta görülen mantar hastalığı. Bir dermatofitondan Epidermophyton floccosum, Tricadan rubrum, T. interdigatele ileri gelen kenarlı egzamalar erkeklerde daha sık görülür. Kaba etin iç yüzeyinde, kenarları grintili çıkıntılı, ortası daha soluk, kırmızı lekeler ortaya çıkar. Lekeler bir yan da ya da iki yanda olur, kaşıntılıdır ve kenarları kabarcıklarla sınırlıdır. Mantar ilaçlarıyla tedavi edilir.

Seboreli egzama
Seborenin görüldüğü bögelerde yerleşen kırmızı, pullu, yağlı görnümlü lezyonları içeren deri hastalığı. Seboreli egzama, saçlı deride ve bunun kenarlarında, alında seboreli kask, kaşların üzerinde ya da aralarında, burun-yanak oluklarında, kulak arası girintilerde, kulak yolunda, göğüs kemiğinin orta yerinde seboreli madalyon görülür. Bazı egzamamsı egzamatit deri hastalıkları ile sınırları pek belirsizdir. Tedaviden kolaylıkla sonuç alınabilir indirgenler özellikle yerel kortikoitler fakat bu egzama tipi bir hastalıktan fazla bir durumu belirtiğinden yinelemeler her zaman olasıdır.

Egzama en sık görülen deri hastalığıdır
Şekiller ne olursa olsun, üstderide dokusal bir birime her zaman rastlanır: egzoseroz ve sponijoz süngerleşme. Maphigi mukoza cisimcikleri oluşan sıvıyı emer, hücreleri birbirinden ayırır, sonra desmoslarda hücreleri birleştiren bağları koparır ve üsderinin içinde kabarcık oluşmasına yol açar.Böylece egzama birçok evreden geçer:kızarıklık, kabarcıklanma, akıntı ve kabarcıklar kuruduktan sonra parlaklık ve pullanma.

Fakat bu evrelerin hepsi birden bulunmayabilir, çoğu zaman bunlardan biri üstün durumdadır. Egzama akut olabileceği gibi genellikle akıntılı ve çok kaşıntılı süreğen de kronikleşme olabilir. o zaman daha çok kızarıklık ve pullu, zaman zaman kabarcıklı ve değişik şiddetle kaşıntılı.

Yer yer madeni para biçiminde olabileceği gibi yaygın da olabilir. Bazı yerleşim bölgeleri karakteristiktir.

Ellerde disidrozgörünümündedir. Memelerdeki egzama her zaman çift taraflıdır ve çoğu zaman bir uyuz belirtisidir. Memede, bir yanda egzamaya benzer bir deri hastalığı görüldüğünde Paget deri hastalığı akla gelmelidir kanser hastalığı.


Genellikle iki tip egzama vardır:

Edinsel egzama
Edinsel egzama ya bir iç etmene karşı duyarlılıktan nispeten ender rastlanır, çünkü iç etmenlerden doğan deri hastalığı çoğunlukla kurdeşen biçiminde ortaya çıkar ya da bir dış etmene karşı duyarlılıktan gelir.

Temas egzaması
Aslında ayrım kesin değildir, çünkü temas egzamasının ortaya çıkması için genellikle önceden hazırlıklı bir bünye gerekir. Temas egzaması genellikle meme çocuklarında görülen egzama tipidir. 3 aylığa doğru ortaya çıkar ve ilk olarak yüzden başlar. Evrim belirsizdir. 2 ya da 7 yaşlarında kesin olarak iyileşebildiği gibi, büyük çocuklukta ve yetişkinde yavaş yavaş süreğen hale de gelebilir. Bazen astım gibi başka alrjik hastalıklar buna eşlik edebilir. Temas egzaması sayıca çok fazladır ve çoğunlukla mesleklere bağlıdır.

Egzamayı oluşturan etkenler
Egzama, zamansız uygulanan bir ilaç yüzünden de ortaya çıkabilir kükürt, civa, antihistaminikler, sülfamitler, penisilin, vb. ile yapılmış tozlar ya da merhemler.

Ev kadınlarında görülen egzama el egzaması çamaşır suyundaki potasyum bikromata, çeşitli çamaşır sularına, hatta lastik eldivenlere bağlıdır.

En sık görülen temas egzamalarından biri kozmetiklerden ve saç boyasından para grubu ileri gelir. Güzellik müstahzarları, özellikle kokulu oldukları zaman, sayısız yüz egzamalarına neden olabilirler. Tırnak cilasının özel bir yeri vardır, tırnaklarda egzama yapmaz, ama göz kapaklarında yapar.

Giysilerin yaptığı egzamalar genellikle kauçuktan ve sentetik dokumalardan ileri gelir oysa, aslı nedeni boyadır, özellikle siyah,mavi ve yeşil renkli boyalar, yoksa hep söylendiği gibi kumaş değil. Boyundaki egzama çoğunlukla yüksek yakalı hırka giyilmesinden ileri gelir. Ayak egzaması ayakkabıdan ileri gelebilir deri boya, cila ya da yapıştırıcı. Madenler özellikle nikel bir temas egzamasına neden olabilir saat bileziği, zincir vb.. Deri testleri bazen temas egzamasının nedenini ortaya çıkarabilir.

Enfeksiyon egzamaları mikrop ya da mantar kökenlidir. Ama enfeksiyon mu egzamaya neden olmuştur, yoksa enfeksiyon mikrop kapan egzamanın mı sonucudur, kestirmek zordur.

Atopik Egzama
Atopik ekzema, atopik dermatit döküntü ve kaşıntıya neden olan kronik ve alevlenmelerle seyreden bir deri hastalığıdir. Genellikle ailesinde astım, alerjik rinit gibi atopi alerji öyküsü bulunan kişilerde görülür.

Atopik dermatit sıklığı giderek artmakta olan bir deri hastalığıdir. Günümüzde hemen hemen her 5 çocuktan birinde görüldügü belirtilmiştir. Hastalık genellikle yaşamın ilk yılında ortaya çıkar ve yeni teşhis konan olguların 50 si 12 aylıktan küçük bebeklerdir. Atopik dermatit küçük çocuklarda daha sık görülen kronik bir hastalık olmasına karşın her yaştan hastayı etkileyebilir. Atopik dermatit bulaşıcı değildir.

Tedavisi
Akut evrede eski ilaçlar halen değerini yitirmemiştir; ihlamur ile ıslatmalar, suyla tutulmuş hamur ya da bezoini olmayan taze domuz yağıyla hazırlanmış hamur kompresleri, ellerde önemli bir akıntı varsa 2 gümüş nitrat eriyiği sürme. Pullanma evresinde indirgenler ihtiyol, katran kullanılır. Yerel kullanılan kortikoidler çok büyük yarar sağlar kıllı bölge ya da kıvrımlarında losyonlar, ıslak bögelerde kremler, kuru bölgelerde merhemler, ama yüzde, flüorlu olmayanları yalnız kısa sürelerde ve çok büyük ihtiyatla kullanılmalıdır.

Genel tadavi, özgü olsun olmasın duyarsızlaştırmayı öngörür. Antihistaminikler, özellikle kaşıntıya karşı çok yararlıdır. Genel kortizon tedavisinde ağır olgularda başvurulur, tedavi kesildikten sonra çoğunlukla hastalık yine tekrarlar. Bazı kaplıcalarda yapılan banyolar yararlı olabilir.

Döküntü - Deri Döküntüsü

Hastalığın Tedavisi-Nedir-Sebepleri-Videosu izle 0 yorum

Deride geçici olarak ortaya çıkan oluşumlar ve renk değişiklikleri "döküntü" olarak bilinir. Döküntüler çeşitli biçimler alabilirler...

Bir hastalığın başlangıcında ortaya çıkan döküntüye, birincil döküntü denir. Hastalığın doğal seyri sırasında ya da tedaviye yanıt olarak görünüş ve özelliği değişir. Yeni döküntülere ya da ilk döküntünün görünümündeki bu değişmelerle aldığı yeni biçime ikincil döküntü adı verilir.

Nedenleri
Döküntüler, çeşitli hastalıkların belirtisi olabilir. Döküntü, bedenin tümünü etkileyen bir durumun dış belirtisi olabilir. Ateşli hastalıklar, duygusal rahatsızlıklar ya da alerji, döküntü yapabilir. Ancak döküntüler, "dermatit" denilen bir çeşit iltihap olan bir deri rahatsızlığının da belirtisi olabilir. Mantar hastalığı, egzama ve isilik bu tür iltihaplardır.

Belirtiler
Birincil döküntülerin en yaygını, doktorların "makül" dedikleri kırmızı lekeler ya da alanlardır. Sınırlı bir alanda derinin rengindeki herhangi bir anormal değişme, "maküler döküntü" olarak nitelendirilir; kırmızılığın kendisine ise "eritem" adı verilir. Bazen, kızamığın başlangıç evresinde olduğu gibi, döküntüler, birbirinden ayrı yüzlerce küçük lekeden oluşur.

Bazen de lekeler büyüyüp birbirleriyle birleşir ve böylece büyük lekeler oluşur. Döküntünün üstüne parmakla bastırıldığında solmaz, ama bazen geçici bir beyaz alan kalır. Bu, tifo gibi birkaç hastalığın ayırt edici özelliği olduğundan, teşhis için önemlidir.

Döküntülerin bir başka yaygın biçimi, çoğunlukla kırmızı olmamakla birlikte, kabarık lekelerden oluşur. Parmak, deri üstünde dolaştırıldığında kolayca hissedilirler. Bu küçük sivilceler "papül" olarak bilinirler ve döküntülerine "papüler döküntü" denir. Makülo-papüler döküntü ise, hem maküle hem de papüle benzer. İçinde sıvı bulunan sivilcelerden oluşmuş döküntülere, doktorlar "vesikül" derler. Başlıca örneği, suçiçeği ve çiçek hastalığı döküntüleridir. Bir döküntü de papülden çok daha büyük, kabarmış alanlar da olabilir. Genellikle ortası beyaz, çevresi kırmızı ya da pembedir. Kurdeşende görülen bu döküntüler çok kaşıntılıdır ve deride iltihaba neden olan histaminin salgılanmasına yol açan bir alerjik tepkinin belirtisidir.

Bazı vakalarda birincil döküntü, ikinci bir aşamaya geçmeden ve hiç bir iz bırakmadan yavaş yavaş yok olur. Ama çoğu döküntü ikinci bir evre geçirir. İkincil döküntüler de çeşitli biçimlerde olabilirler. Döküntüyle kaplanan deri genellikle soyulur. İlk döküntü kuru makül ya da papül ya da ikisinin karışımıysa bu normaldir. Suçiçeğinin son evrelerinde görülen döküntüler, püstül adı verilen, içi bulanık bir sıvıyla dolu sivilce biçimindedir. Lekeler, irin içeren iltihaplı püstüllere dönüşürler; bu tür "ıslak" döküntüler, kabuki oluşturarak kururlar, altlarında yeni deri oluştuktan sonra da kabuklar düşer. Derinin derin tabakaları etkilenirse suçiçeği yaraları kaşındığnıda olduğu gibi çiçek bozuğu ya da küçük çukur biçiminde iz kalır. İkincil döküntünün öteki biçimlerinde deriye kayış gibi bir görünüm veren kalınlaşma olur uzun süren, yani kronik iltihabın özelliği. Aynı biçimde, deride kalıcı renk değişiklikleri yapabilir. Deri, derialtı dokularını açıkta bırakacak biçimde çatlayabilir ve bu yaralara havadaki bakteriler bulaşır. Bu durum, zona hastalığında ve uçukta olur.

Tedavi
Döküntülerde asıl nedene yönelik tedavi uygulanmalıdır. Ancak kaşıntı çok rahatsızlık veriyorsa, ucuz ve etkili kalamin merhemi kullanılabilir. Kalamin de yeterli olmazsa, doktor, antihistaminli tablet ya da şurup verebilir. Ancak her kaşıntıda antihistaminli kremler kullanılmamalıdır. Antihistaminin de alerjiye yol açabildiği ortaya çıkmıştır.

Sivilce ya da püstüller patlarsa ya da ülserler varsa, enfeksiyonu önlemek için mikrop öldürücü kremler ya da losyonlar gerekli olabilir. Tedaviye karşın geçmeyen, yineleyen ya da belirgin bir neden yokken ortaya çıkan döküntüler ayrıntılı bir incelemeyi gerektirir. Testlerde nedenin ya da altta yatan bir hastalığın tanılanması mümkündür. Bu konuda önemli bir nokta da başkasına verilmiş olan ilacın, döküntüler birbirine benzese de kullanılmamasıdır.

Etiketler